Geçen gün zorlamayla windows live mesıncır kurmak zorunda kaldım. (anlatım bozuklukları işte böyle psikopat ruh hallerinde çıkıyor, zorlamayla zorunda kalmak ne demektir? ühüü) Mikrosoft'u buradan kınıyorum. Kardeşim ben böyle emrivakilere gelemem. Açtırmıyorlar msn'imi yenisini kurmadan. İlla da windows live. Al kurduk bakalım, zaten az kasılıyor biraz daha kasılsın bilgisayar. B*k var zırt pırt bi'şeyler yeniliyorsunuz.
WordPress'e acayip ısınmaya başlıyorum bu arada. Temalar memalar sayfa olayları falan hoş yani. Sevgili blogger, buradan sana sesleniyorum; [blogger'ı bir kişi zanneden mağdur insan] "aym geting tayrıd of yor faking idiyot kınekşın prablıms. yor veytings ar kiling mi softli." bak şarkıya bağladım kıymet bil.
Len yarın iş var... Aa yarın iş yok len. Ahaha aynı cümle de kaçbintane ruh hali yaşadım bir anda. Accayip, eticin yemiş kadar mutlu oldum bir an.
Geçen gün, dün müydü ya yoksa, yok dün değil önceki gündü,neyse, yüzen fare gördüm. Acayipti, bakılçı barınağının iskelesinde yürürken (haydaaa bakılçı yazmışım yahu gene, hızlı yazayım derken bakıl yerine hep bakıl yazıyorum ben. Aha gene bakıl yazdım. Lan ben bakıl yazamıyorum galiba ya, ulen ne saçma iş. Bakiym, bakıl. Anaa, valla yazamıyorum.) "Abi abi fareye bak" gibisinden yönlendirmelerle, "nerde lan ne faresi" diyerek suda canhıraş çırpınışlarla ilerlemekte olan kahverengi fareyi gördüm. Bayağı bayağı yüzüyordu hayta. "Ahaha" "ehehe" "len ne güzel yüzüyor" Ehehe" "Len ıslanmış su gibi olmuş" gibi geyik muhabbetimize konu olan bu farecik, aniden başlayan yağmur altında biz de su gibi ıslanmaya başladığımızda kıs kıs gülerek son gülen olduğunu ispatlıyordu. [ne garip cümle oldu bu kadar edebi olmasını istememiştim halbuse.] Yok Buse sana demedim.
Aaaa bugün ne gördüm, feribota binmek için beklerken aldığım uykusuz dergisinde alpay erdem'in yazısını gördüm. Ne zamandır diyordum kendi kendime ulen alpay erdem'e n'oldu, neden yazmıyor acaba penguen'de atık diye, meğersem adam pengueni bırakmış da uykusuz'da yazar olmuş. Abariğ. Ben uykusuz'u sevmiyorum ki ama, napıcaz şimdi?
Konuşma diliyle yazı yazmak güzeldir. Sonuçta burda edebi eserler vermiyoruz. Hem herhangi bir reklamcılık eğitimi aldığınızda radyo reklamları için senaryo yazarken konuşma dilini kullanın diye de öğütlerler, konuşma dili güzeldir. Ne gereği vardı şimdi bu açıklamanın? Yatıp uyusana aslanım sen?
Şu anda "Crossbreed"den "Lost Soul" diye bir şarkı dinliyorum, hiç güzel değil, değiştiriyorum o yüzden. Değiştirdim. Evet yaptım bunu.
Ve ne geliyor, süperötesiacayip şarkı önerisi: "Fink - Pills in my pocket"
Üşüyorum ben yahu. Havalar soğumaya başlıyor. Eskiden 4 mevsim vardı, artık 14 mevsim var dedi dedem bugün. İklim mültecisi mi olsam n'apsam?
Hadi ben kaçar.
Şarkı sözü: "i can see the world go round beneath me." pek severim.
- Evlat altında dönmekte olan bir dünya var. Hayat senin 16.kattan gördüğün yüksek binaların camlarından yansıdığı kadar değil. Çık git sokağa karış, insanlara karış. Tanış. Haydi yürü. Iskalama hayatı. Hayat akıp giderken elinde olanla yetinme.
- Tamam ya uzatma çıkıyorum. Sen de fuzuli kesildin başımıza.
Bıdı bıdı bıdı biraz zaman geçtiğini varsayalım.
- Nasıl, dışarı çıkmak iyi geldi değil mi?
- Hee iyi geldi. Çok iyi geldi...
- N'oldu keyfin yok gibi?
- Cüzdanımı çaldırdım a.q!
Ahahahah, tam çıkayım derken bu diyalog aklıma geldi, bunda fink'in biscuits şarkısının da etkisi büyük. Hihihi. :] Ooo saat de 3.33 olmuş. (Yazıyla: Üçyüz otu züç.) Yatayım bari.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder