Daha önceki zamanlardaki yazılarımda da bahsettiğim üzere zaman zaman bazı ünlüleri görüyorum tamamen rastlantısal. Kimiyle konuşuyorum, kimini görmezden geliyorum, kimi beni görsün diye bekliyorum, kimi selam veriyor almıyorum falan... Neyse.
Bugün Taksim dolaylarında sevgili arkadaşlarımdan birinin işlettiği seramik mağazasında oturmuş muhabbet ediyorduk. Hava su güneş kar falan yağdı yollar falan deniz iş güç koşturmaca derken, o arada kapıdan birisi girdi, "ezilmiş şarap şişesi formunda tabak gibi bi'şey arıyorum, siz de bulunur mu acaba?" dedi. Baktım tanıyorum.
Önce bi', yok lan dedim değildir. Sonra yaklaştı yaklaştı, bi'şeyler anlatıyor ama dinlemiyorum (keşke dinleseydim) ben kilitlenip kalmışım, o mu, değil mi, o ya, yok değil, ya o gibi, aa o lan o. Demet Evgar bu.
Allah'ım o nasıl bir nezaket, o nasıl bir konuşma, o nasıl bir şirinlik, Allah'ım n'oluyor?
Gerçi dükkanda geçirdiği 58 saniye içinde angutlaşan bünyem yüzünden konuşamasam da tam dönüp arkasını gitmek için hamle yaptığında kendime gelip, "Demet hanım Yahşi Batı'da çok iyiydiniz, tebrikler" dedim, can havliyle son nefesini vermek üzere olan fok balığı gibi. Sonra da öldüm zaten.
Kendisi de yeryüzünde şimdiye kadar yapılmış en şirin jestle teşekkür etti ve gitti.
Ahahaha, böyle bazen ünlülerle irtibata geçiyorum... :]
Bu şarkı Demet Evgar için gelsin...
2 yorum:
layk e pornografi postöer şi şovd hör
Olmuş mu pirim?
:] ahaha yok yok o kadar diil.
Yorum Gönder