Yine bugün Dış İşleri Bakanlığındaki dayımın komşusunun büyük büyük amcasının anne tarafından eniştesinin küçük torunundan aldığım bilgiye göre, Moğolistan 20000 (yirmibin) (20bin) (yirmi1000) Türk erkeğine talipmiş. Ohaşimatsu diyorum. (Gerçi daha öyle resmi bir talep yokmuş, olsa ne olacakmış onu da anlamış değilim ya neyse.) Moğolistan'a vize var mı? Ya da Rusya'ya vize kalktı mı? Ulan dünyadan bi'haber yaşamanın sırları diye kitap yazacağım yakında.
Bugün eve geldiğimde kafam orta yerinden çatlayacak gibiydi, sonra da çatladı. Tam çorba içiyordum, aa çıtırk diye bir ses geldi, baktım alnımdan aşağıya doğru bi'şey gidiyor. Hemen annem uzattı kaşığını tabi, aradan sızan beyin suyunu (beyin suyu diye bi'şey var mı ki?) burun hizama gelmeden yukarı doğru sıyırıp, çatlaktan içeri döktü tekrar, sonra da ekmek çiğneyip bastık çatlağın üzerine, oleley artık eskisinden daha anormalim.
Aslında biftek çiğneyip basalım dedik ama, birincisi kilosu 30 lira olmuş, çöğş, ikincisi çiğ et bende şık durmuyor.
N'oluyor kuzum bu et fiyatlarına. Bugün yine Türkiye Kasaplar Federasyonundan aldığım bilgiye göre, birileri piyasadaki canlı hayvanları toplayıp bi'yerde saklıyormuş, kasaplara pahalı et veriyorlarmış. Kim len bu birileri. Milletin etiyle sütüyle oynamasanıza kardeşim. Protein alamıyoruz.
Ahaha protein dedim de aklıma geldi. Ette, çaydaki tein'in daha profesyoneli olan protein var. Bunu biliyor muydun? Sütte de var. Kuru fasülyede de var.
Kafa iyi kafa, harbi.
Sonra işte bu tein geldi, bi' muhabbet bi' sohbet, ağrı mağrı bırakmadı, çohacayip bi'şey bu tein. Ya valla dost canlısı sıcak kanlı, sıcak içiliyor zaten, şekerli mekerli, tatlı mı tatlı, şekerci mi baban senin?
Ha, yeri gelmişken söyleyeyim, ben kahveyi de şekerli içerim günlük. Türk kahvesi tabi. Neskahvesini sade de içebiliyorum, sütsüz de içebiliyorum, sütlü de içebiliyorum, şekerli de içebiliyorum, çeşitli varyasyonlar da yapabiliyorum, farklı kombinasyonlar da deneyebiliyorum.
Aslında çaydan önce de bu suda eriyen aspirinimsi bi'şeyler var, yok o değil, başka, adını hatırlamıyorum şimdi ondan içmiştim, belki de çay denk geldi. Belki de çayın hiç alakası yok. Belki de, yoksa, yoksa?
Ehem, ne diyordum, heh, hatırladım, aslında öyle kayda değer bi'şey de demiyordum hattızatında. Yarın iş var. Hafta sonu kar fırtınası bekleniyormuş. Meteoroloji' de çalışan bizim yan komşunun dış kapısının mandalından aldığım bilgiye göre eksibilmemkaç dereceye düşecekmiş sıcaklık. O zaman ona sıcaklık denmez ki soğukluk denir.
Bi' de probis vardı, üzerinde üçgenler falan vardı, yeşil bir ambalajı vardı.
Aha, dur lan, kafadaki ekmek düşmüş, ben de diyorum nereden geliyor bu saçmalıklar...
Editim editsin edit:
Yahu günlük, hadi yine iyisin, iyisin, iyisin:
"Metallica" söylüyor, "My Apocalypse" diyor, ya da bu böyle yazılmıyor.
[Şimdi bu "Det Manyetik" albümleri çıktığında ben baya baya bi' beğenmiştim, sonradan unuttum araya başka şarkılar girdi, bak yine döndüm dolaştım geri geldim, müzikal tekerrürler yaşıyorum.]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder