29.05.2011

Kafadan yumurta

Demek ki belirli bir eşiği aşınca insanın uykusu cidden gelmiyormuş, aa çok acayip.

Neyse, diyeceğim odur ki, üzerimdeki bu az yazma (yazmayı aksatma) durumunu sanki yavaş yavaş atlattığımı farkedince üşenmedik ailecek gecenin sabaha bakan şu vaktinde kutlama yapmaya karar verdik. Füüüü konfetiler, monfetiler falan, havai fişekler, meşaleler filan, böyle evde bir cümbüş bir şölen bir nevi festival havası hüküm sürmekteydi. Ta ki meşaleler yüzünden perdeler tutuşana kadar. Tabi bunu gören annem durur mu yapıştırmış tokadı. Perdeler tutuşunca önce bi' gerildim ama şimdi yalan yok, aha dedim yüzyıllık yalnızlık bir anda alevlendi. Ev yanacak lan. Hemen koştum sigortaları indirdim. Lan sigortaları niye indirdim ki, şimdi bak düşününce pek bi' saçma geldi. Çünkü sigortaları indirince yanan perdelere sallamamız gereken suların nereden alınacağı konusunda el yordamıyla bi'şeyler yapmaya başlamıştık. Halbuki ışıklar yanık olsaydı daha kolay su bulabilirdik değil mi, bunu 4 yaşındaki çocuk bile bilebilir. (ahahaha lan çocuk bile bilebilir yazmak ne kadar acayip, yazması ayrı acayip, okuması ayrı acayip.) Tabi şimdi biz perdeleri söndürmeye çalışırken gösterimize nereden sızdığı belli olmayan ayrılıkçı grupların da provakasyonuyla annem baya bi' girişti bana, ondan güç almış olacak ki, ablam da girişmeye başladı. O kadar dedik provakasyonlara gelmeyin ülkemiz zor bir süreçten geçiyor, Nihat Doğan'dan aldığımız bu emaneti kendisine böyle mi teslim edeceğiz dedim, yapamayın dedim, etmeyin dedim, dinletemedim.

Sonra perdeleri söndürüp mercimek köfteli, su börekli festival kıvamındaki kutlamamıza geri döndük. Zira yangını söndürmeye çalışmak bizi epey acıktırmıştı.

Saat 437'olmuş lan yuh.

Not: Yok lan perde merde yanmadı atıyorum.

2 yorum:

imza dedi ki...

:D ahahhahaa

Monera dedi ki...

:)) yihehehehe