24.09.2019

Yansın Geceler Pelinsu Eceler

Günaydın sevgili günlük,

Güne tatlı bir başlangıç yaptım ve sabah 06:55'de kalkıp işe geldim. Şu an işteyim ve sana bu kalbim kadar temiz bembeyaz sayfadan yazıyorum. Hava da nasıl sıkıcı, nasıl basık, nasıl bozuk, nasıl bezik, nasıl bön anlatamam. Ne biçim hava ya, böyle hava mı olur. Bence havanın şapkasını önüne alıp düşünmesinin vakti gelmiştir, ben ne biçim havayım diye.

Neyse, Breyking Bed'in filmisi Netflix'e geliyormuş. Bence güzel, meraklandım acaba nasıl bir şey olacak diye. Sabah okudum, fragmandaki sigara sahnesini kesmişler. Millet de başlamış uu sansür de sansür. Olm kafayı mı yediniz?

Çay içesim var, ama plazamın çaycısı, laz mı laz, karadenizli mi karadenizli çaylar nerde ya? Gitçem şimdi bi tekme açıcam çay ocağının kapısını, alo dicem, Ahmet abi sen mi büyüksün ben mi büyüğüm İstanbul mu büyük? Bi kafa gitcek tabi böyle sorunca, e ü kem küm derken, pat yapıştırıcam devamına ver ordan bi açık. E ü al dicek vercek. Şaka şaka bunların hiçbirisi olmayacak, gideceğim paşa paşa, paşa gönlümün istediği açıklıkta, istediğim kadar çayı alıp, isteye isteye masama dönüp, isteye isteye bilgisayarımın başına geçip, isteye isteye akşama kadar çalışacağım. İstiyorum.

Çay da almadım zaten. Gittim aldım kahve makinesini, makine dediysem, bardağın üzerine konan bir Barbar Conan huni, içinde de kağıt mağıt. Makineye bak. Neyse onunla kahve demledik, filtre. Bence güzel.

Yansın geceler, Pelinsu Eceler, akşamdan beri taktınız bunu aklıma, evet sevgili yeğenlerime buradan seslenmek istiyorum. Evladım burası nezih bir plaza ortamı, burada böyle şarkılar söylenmez, Pelinsular Eceler kimler lan.

Evet, bugüne de böyle başladığımız bir gün oldu. Hepinize başsağlığı dileyerek huzurlarınızdan ayrılırken, yayında ve yapımda emeği geçen tüm arkadaşlarımıza teşekkür ederim, esen kalınız...

Hiç yorum yok: