Oha be! Süper.
31.05.2011
gelmiş geçmiş en iyi...
Gelmiş geçmiş en iyi reklam müziği ilan ediyorum sevgili günlük...
Dıkş! : http://www.youtube.com/watch?v=KS6KOgYpn4s (sağtıkyenisekme)
[Lan korkudan video embed'leyemiyoruz oha olaya bak.]
Al bu da canlı:
http://www.youtube.com/watch?v=A4gcjl-7RxU&NR=1 (sağtıkyenisekme)
pek müstesna olmuş.
Al bu daha Modern

Geçtiğimiz günlerden bir gün sevgili sevdiceğimle İstanbul Modern'e gittik sevgili günlük. Tamam iyi güzel hoş, ama kapıdaki danışma ve bilet gişesi o kadar da modern değildi, neyse ona sonra geleceğim de, arkadaşım bu servislerde gazete okuma olayı nedir yahu?
Şimdi yani hepimiz, hepimiz olmasa da çoğumuz çalışan insanlarız. Ve çoğumuz, çoğumuz olmasak da bazılarımız işlerine servisle gitmek gibi bir lükse sahip. Evet servis lükstür bu otobüslerin olduğu dünyada bence. (Peki servis lüksse, lükstrün nedir? hadi buyur buradan yak.)
Ama işte bu servis yolculuklarında, önünde oturan insanın ensesine ensesine elindeki koskocaman gazete sayfalarını sürtüp durmayacaksın arkadaşım, haşur huşur gürültü etmeyeceksin, ayıptır yahu, uyuyan var uyumayan var uyuyamayan var.
Böyle durumlarda işte, geleneksel gazetecilik acaba ne zaman bitecek, ne zaman şöyle tabloid gazetelere, iPad gazetelerine geçeceğiz diye hayıf hayıf hayıflanıyorum. Otur sessiz sessiz gazeteni oku değil mi, n'apıyorsun haşırthuşurt?
Neyse, İstanbul Modern'de Kayıp Cennet isimli "Süreli Sergi"ye gittik. Gişedeyiz, biletleri aldık. Yanda duran güvenliğimsi gişe görevlisine de sorduk, bu "basmalı dinlemeli bi alet vardı onlar ne kadar, onlardan alabiliyor muyuz?" diye. 4 lira dedi. İyi dedik, bi'tane alalım o zaman dedik. 10 lira verdik. Adam çıkarttı 2 tane verdi önce, 2 lirayı saydı elime. yok dedim 1 tane olacaktı dedim, bir tanesini geri verdim, para üstünü aldım. Anlattı, sayılar var, basıyorsun, dinliyorsun falan, yahu tamam anladık kolaymış feşmekan. Buraya kadar olay ufak bir yanlış duyma gibi anlaşılıyor değil mi? Değil.
Abi, Kayıp Cennet'e girdik. Geldik bakıyoruz öyle duvarlara yansıtmışlar videolar illüstrasyonlar falan, lan sayı falan yok hiç bi' yerde, durup durup 1'e basıyorum, İstanbul Modern'in tarihçesini dinliyorum, salak mıyım neyim biraz.
Sonra salladık zaten sayı mayı olmayınca, gezdik dolandık, kendi süper zeka bakış açımızla yok etmekte olduğumuz dünyamıza pek çok sanatçının farklı açılardan bakışına baktık. Mesela Hollanda'lı ünlü gezgin Erich Von Daniken'in bir tane at arabası vardı, vay vay vay. (Bak olm çok tuzak cümle yazdım haberin olsun. İnanıp da hemen orada burada sallama. ehehehe :] )
Yani özetle, arkadaşım şu gazetelerinizi evinizde kahvaltı ederken okuyun, yarım saat erken uyanın, rahat rahat kahvaltınızı edin gazetelerinizi okuyun, ya da olmadı, alın iPad'inizi Galaxy Tab'inizi, sessiz sessiz dokundura dokundura okuyun, adamı ayar etmeyin.
Ama var ya, bir restoranı var, "of" diyorum tek kelime. Vedat Milor'laşmayayım, çünkü öyle bilmem nerenin bilmem Yering vadilerinden gelen çift damıtılmış şaraplarının rokfor'la ne kadar iyi gittiğini falan bilmem ben, anlamam. Ama sırf o manzarası için bile gidip yemek yenebilir. Hizmet de kaliteli sayılabilecek kadar normal. Fiyatlar da, Taksim'deki midpointten, cafe krepen'den falan öyle çok çok fazla değil.
Ama insan söylemez mi kardeşim, "bak Kayıp Cennet'e giriyorsanız, bu kulaklık dalgaları onlar için değildir" diye, söylemez mi ha, söylemez mi, al sana al sana karakaan, hadi hadi yandann...
İyi geceler sevgili Türkiye.
30.05.2011
29.05.2011
@sosyalmedyatv Vs @kingodisco [Düzenleme yapıldı]
Sevgili günlük, dün gece KingoDisco programını izledikten sonra, yazmış olduğum şu yazımda, biraz Sosyal Medya TV programı ile KingoDisco'yu kıyaslamış ve KingoDisco'nun sosyal medyayı kullanma tavrının "twitter profillerinde pek de fazla (hatta hiç) gönderilmiş tweet olmaması nedeniyle" yapmacık kaldığını, sosyal medyaya hizmet etmek yerine sosyal medyadan faydalanmaktan öteye gitmediğini yazmıştım.
Ancak bugün aldığım bir yorum işleri biraz değiştirdi.
Okan Bayülgen imzalı şu yorumda; profillerindeki tweet'leri düzenli olarak sildiğini, profillerindeki az sayıda tweetin sebebinin de bu olduğunu açıklıyordu.
Öncelikle, eğer yorum gerçekten kendisi ya da ekibi tarafından gönderilmişse, bu ilgisinden ötürü kendisine teşekkür ederim.
Tweet'lerini siliyor olmasını da şuna bağlıyorum bilmiyorum doğru mu? Sürekli geleneksel medyadaki fazla bilgi kirliliğinden yakındığı ve dezenformasyonun ortaya çıkardığı kaos ortamını kötülediğini pek çok kez işitmiştim, sosyal medyada da bunun olmasını engellemek istiyor olabilir. Öyleyse eğer kendisini bir kere daha tebrik ediyorum.
Dipnotdediğindipteolur:
Kafadan yumurta
Demek ki belirli bir eşiği aşınca insanın uykusu cidden gelmiyormuş, aa çok acayip.
Neyse, diyeceğim odur ki, üzerimdeki bu az yazma (yazmayı aksatma) durumunu sanki yavaş yavaş atlattığımı farkedince üşenmedik ailecek gecenin sabaha bakan şu vaktinde kutlama yapmaya karar verdik. Füüüü konfetiler, monfetiler falan, havai fişekler, meşaleler filan, böyle evde bir cümbüş bir şölen bir nevi festival havası hüküm sürmekteydi. Ta ki meşaleler yüzünden perdeler tutuşana kadar. Tabi bunu gören annem durur mu yapıştırmış tokadı. Perdeler tutuşunca önce bi' gerildim ama şimdi yalan yok, aha dedim yüzyıllık yalnızlık bir anda alevlendi. Ev yanacak lan. Hemen koştum sigortaları indirdim. Lan sigortaları niye indirdim ki, şimdi bak düşününce pek bi' saçma geldi. Çünkü sigortaları indirince yanan perdelere sallamamız gereken suların nereden alınacağı konusunda el yordamıyla bi'şeyler yapmaya başlamıştık. Halbuki ışıklar yanık olsaydı daha kolay su bulabilirdik değil mi, bunu 4 yaşındaki çocuk bile bilebilir. (ahahaha lan çocuk bile bilebilir yazmak ne kadar acayip, yazması ayrı acayip, okuması ayrı acayip.) Tabi şimdi biz perdeleri söndürmeye çalışırken gösterimize nereden sızdığı belli olmayan ayrılıkçı grupların da provakasyonuyla annem baya bi' girişti bana, ondan güç almış olacak ki, ablam da girişmeye başladı. O kadar dedik provakasyonlara gelmeyin ülkemiz zor bir süreçten geçiyor, Nihat Doğan'dan aldığımız bu emaneti kendisine böyle mi teslim edeceğiz dedim, yapamayın dedim, etmeyin dedim, dinletemedim.
Sonra perdeleri söndürüp mercimek köfteli, su börekli festival kıvamındaki kutlamamıza geri döndük. Zira yangını söndürmeye çalışmak bizi epey acıktırmıştı.
Saat 437'olmuş lan yuh.
Not: Yok lan perde merde yanmadı atıyorum.
Fizy'ksel çıkarım Vol:29
Ahahaha hatta asdfgh :]
Şu tüm engellemeleri, yasaklamaları, maille korkutmaları, yasal uyarıları yaptıran siz değerli internet dostları, şu şarkı size geliyor.
http://fizy.com/#s/1mfh9s [osibisa - ayiko bia]
güle güle dinleyin.
@sosyalmedyatv Vs @kingodisco [pek mühim resimli araştırma :P ]
Sevgili günlük, bilgisayarım olanca hızla bir kaplumbağaya doğru ilerlemekte. [sezdin mi ironiyi? bence sez.] Bu ne yavaşlık lan! Yaz geldi gevşedin iyice!
Neyse, gelelim konumuza, bir iki saattir oturdum televizyon izliyorum. Önce TRT Haber'deSosyal Medya TV vardı, Serdar Kuzuloğlu'nun [daha önce sunan ablamızın ismini bilmiyorum affetsin] bir hanım kız sunucumuzdan devraldığı, [bu devir yerinde bir aksiyon oldu bence], daha sonra da Okan Bayülgen'in sunduğu, Cumartesi gecelerimizin -artık nereye gittiğini tahmin edemediğimiz- amorf programı KingoDisco. Fiyuuuu havaifişekler falan.
Sosyal Medya TV'nin çizgisinden bahsetmeyeceğim, bence gayet yerinde, yolunda, adıyla müsemma, dengeli bir program.
Ama KingoDisco öyle mi, ah KingoDisco öyle mi? Vay dağlar. Ahahah ne diyorum lan ben.
Bak birazdan yazacaklarım cidden çok ciddi şeyler olacak, o yüzden, istiyorsan, hazır henüz ciddileşmemişken, kopup gidebilir ve birazdan okuyacaklarını okumayabilirsin. Çarpı orada. Orası yukarıda solda. Pardon sağda.
KingoDisco'nun bu kadar sosyal medya merkezli bir program haline geliyor olması ardındaki nedenleri araştırdım sevgili günlük bugün. Evet. Yaptım bunu, Oturdum, hiç üstüme vazife değilken, gözümden uyku akarken, sanki işim gücüm yokmuşçasına [ki aslında şu anda yapacak bi' işim yok neyse] bunlarla uğraştım.
Pek çok platformda, internet medyasının geleneksel medyayı geçeceğini -hatta yok edeceğini- vurgulayan açıklamaları olduğunu izlemiştim Okan Bayülgen'in. Haliyle aslında yaptığını kendi söylemleriyle tutarlı bir davranış olarak değerlendirmek mümkün. (Oha lan ne cümle kurdum.) Televizyonda bir show programı yapıyorsak ve insanların artık televizyon izlemeyi bıraktıklarını gözlemliyorsak, yapacağımız şey, ya insanları televizyon izlemeye teşvik etmek, ya da programını insanların artık ilgilendiği mecralara kaydırmaktır değil mi? Evet.
Kavram aslında çok daha derine inersek acayip vurucu. "Sosyal medyaya hizmet eden program mı yapmalı", "sosyal medyayı kullanan bir program mı yapmalı" durumu, ki iki program arasındaki fark biraz burada.
Şahsen KingoDisco'nun sosyal medyayı kullanan bir program olduğunu düşünüyorum ben. Sosyal medyada çok da o kadar aktif olduğunu görmüyorum açıkçası ne @kingodisco'nun ne de@okanbayulgen'in. Kıyaslayacak bir @mserdark, @sosyalmedyatv örneği olunca aradaki fark biraz daha açığa çıkıyor sosyal medya kullanım oranları hakkında.
Sadece şu aşağıdaki görsel bile aslında, kingodisco'nun sosyal medyayı ne için kullandığının kanıtı gibi. [Umarım yanlış profillere bakmamışımdır, eğer bir yanlışlık varsa uyarın lütfen.]

Hal böyle olunca tabi, "aman sosyal medya canımız ciğerimiz" söylemleri de pek bir havada kalıyor bence, ki o kadar işinin gücünün arasında oturup insanların, hop oradan tweet atayım, hop buradan feed'lere bakayım, aman ona laf yetiştireyim, hiheyt youtuba'a videoları ekleyeyim, hoppaa blog yazısı falan da yazayım, yippiii, gibisinden aktivitelere sürekli girmesi beklenemez tamam, ama o zaman da, programı sosyal medya merkezli bir hale getirmek biraz yapmacık bir tavır olmaz mı?
Ouu bayağı bayağı eleştirdim lan. :)
Neyse, hadi şurada aşağıda bir video var, dinleyin de yatın uyuyun.
Dipnot: Bu arada, MeFallit'in geçtiğimiz günlerde bloguna MU-YAP tarafından yapılan bir korkutma girişiminden haberdan oldum. Yazısına şuradan ulaşabilirsiniz. Haliyle, yasalara uyan sosyal sorumlu blog olmanın vermiş olduğu manyaklıkla, ahahaha bir yasal uyarı da ben almamak için, embed'lemiyorum da link'liyorum. (ne kadar garip oldu değil mi? :] ) Ya da fizy'den buyurabilirsiniz. [sağtıkyenisekme]
Osibisa - Welcome Home
Düzeltme:
Okan Bayülgen'in yorumuna istinaden, gerekli düzeltme şu yazıda yapılmıştır: http://arenom.blogspot.com/2011/05/sosyalmedyatv-vs-kingodisco-duzenleme.html
23.05.2011
388 > 350
Fazla değil mi?
Bence fazla.

Oralarda ne yazıyor:
1. HSBC'nin tahminlerine göre, düşük karbonlu ekonomiye geçiş için 2010 - 2020 arasında yapılması gereken harcama: 10 trilyon dolar.
2. Bilimin iklim için güvenli kabul ettiği atmosferdeki milyonda parçacık (partikül) olarak bulunan karbondioksit miktarı: 350 ppm
3. Bugün gelinen (bulunulan) nokta: 388 ppm
Kaynak: Ya bilmiyorum bugün bir dergide gördüm.
İronik ironik eğlenelim gülelim
Samsung Galaxy Tab almak için önce kullanım kılavuzunu indirdim inceledim, ve bilgisayarımın, Samsung'un arayüzü olan "Kies"in kurulması için gerekli sistem gereksinimlerini karşılamadığını farkettim, sonra da Galaxy Tab almaktan vazgeçtim iyi mi.
19.05.2011
oha amma ara vermişim
Sevgili günlük naber, nasılsın, ii.
Yahu uzuuun zamandır sana girişemiyorum farkındayım, ama bunun tabi ki nedenleri var. (Kaç hafta olmuş yahu, yuhaşimatsu diyorum)
Önce bir bel hassasiyeti yaşadığım için, değil bilgisayarın başına geçmek, bilgisayarın önündeki sandalyenin üstüne bile geçemiyordum, (gerçi lapintopum var onunla da yazabilirdim ama efenim ah işte sağlam kafa sağlam vücutta bulunur mantalitesinden hareketle, vücut sağlam olmayınca kafa da bi'milyon oldu, öyle bi 7 8 gün boş boş yattım evde, hiç yazı yazasım gelmedi çohafedesin.)
Neyse, ya biraz da akşamları zaman bulamıyorum aslında. Yoruluyorum efenim. 2 3 günden beridir de bir nezle peydah oldu, onunla uğraşıyoruz. Geçiyor.
Evet böylelikle tekrardan başlamış olalım, ben gelirim gene. Hadi eyvalah.
6.05.2011
#23agustos
Şimdi efendim, geçtiğimiz günlerden bir gün, mesela dün, değil önceki gün, yazdığım bir yazımda [ohaşi köşe yazarı gibi hissettim kendimi] bahis konusu ettiğim [ahaha neler diyorum lan ben] bir olguya dikkatleri çekmek istiyorum.
Şimdi tabi inanmak istemeyenler, yok canım sen de pieeeh, pieezza, pieaatti, diyenler olabilir ama, yazdık efenim orada, mesaj çekeriz dedik.
Ahahahsdfg, tekrar bi'şey değil Türkiyee :]]
Şu aşağıdaki tüm paragraftaki link ile ilgili youtube videosuna zıplayabilirsiniz.
Neyse sonuç olarak bakıcaz, ben 23 Ağustos'ta DNS'imi değiştirip şu halihazırda engellenmiş sitelere giremiyor olursam, vay dağlar oy, o zaman görün siz.
Dipsos: Lan bir de, 5 gündür Masterchef'i izliyorum Show TV'de, ne güzel program lan.
5.05.2011
4.05.2011
#22agustos
N'aber lan sevgili günlük? Olm seni hayvanlar kadar özledim lan. [Hayvanlar?]
Şimdi öncelikle açık seçik söylemek istiyorum ki, "i don't want to go to Chelsea" tamam mı? Ne işim var lan benim Chelsea'de. [Sagtikyenisekme]
Şu bloguma girişemediğim geçtiğimiz bir kaç gün içinde bazı bazı şeyler duydum sevgili günlük. Sağda solda orada burada bir #22ağustos #22agustos olayıdır gidiyor, hayırdır inşallah tövbe yarabbim nedir ne oluyor diye bir meraklandım, araştırdım. (Bu arada şu hashtag'e 5 saniyede bir feed düşüyor neredeyse.)
Gerçekten okumak isteyenler için geliyor: İnternetin güvenli kullanımı ile ilgili yapılacak düzenleme. [Güvenli?] Tıkırt. (Burada bir pdf var)
"Güvenli" kavramı bence üzerinde düşünülmesi gereken bir kavram. Kime göre güvenli? Korunması gereken kim? Ya da ne? Sonuçta interneti kontrol altında tutmak aslında bir nevi insanların düşüncelerini kontrol altında tutmak değil mi? Evet öyle.
Genel itibariyle baktığımızda aslında olayın bence tek handikapı, standart pakette bile olsak -ki çoğunluk orada olacaktır sanıyorum eğer uygulama başlarsa-, DNS ayarlarını değiştirerek engelli sitelere giremeyecek olmamız. Çünkü standart paket halihazırda engelli siteler haricinde herhangi bir kısıtlama getirmiyor. Ama işin ters tarafı, şu an yapabildiğimiz DNS ayarlarını (opendns falan) yapamayacak olmamızmış şurada okuduğum kadarıyla.
Neyse, fazla uzatmaya gerek yok, ben zaten mesaj attım şimdi Tayfun Acarer'e, konu ile ilgili çekincelerimi belirttim. Önümüzdeki günlerde bununla ilgili gelişmeler olur diye umuyorum.
Bi'şey değil Türkiyee! :]]
Al bu da şarkı. (sagtikyenisekme)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)