22 11 2009

bôliitprûf

Kaç gündür, televizyonu her açışımda bir yerlerde muhakkak şu şarkıya rastlıyorum.
İstisnasız.

"La Roux - Bulletproof"


Bak bi'...

Sen hiç kafanı duvara vurdun mu?

Hani hep derler ya, "ondan sonra vurursun kafanı duvarlara" diye. Çok var mı olm böyle insanlar. "Ah benim salak kafam" falan diye duvara kafa vuran.

Hem bi' kere futbol topuna bile kafayla vurunca bilmemkaçbinyüzmilyon tane beyin hücresi ölmüyor mu? Kim bilir duvara vurunca kaç tane ölüyordur. Zaten salak kafa iyice salak mı olsun? Vurmayın efenim kafanızı duvarlara. Dünyada yeterince salak var.

Ben bugün vurdum. [Bi'şeye de yaramıyor, fayda da etmiyor zaten. zatern. zatürn. satürn.] (neydi lan bu?)

Sonra gittim kafayı 2 numaraya vurdurdum. Şimdi kafam üşüyor. Halbuki herkes beni hasta sanıyor. Oysa ki benim kafam üşüyor. [İşte kafayı üşütmek, doktoorç.] (Bak madem "ç" yazdın, hadi elin kaydı "." yerine ç yazdın dicez, ama "." da koyuyorsun sonda, bu perhiz bu ne laana turşusu. Belli benim uykum gelmiş. )

Aaa, ahaha burnun da mı kanıyor senin? O kadar sokma dedik sana parmağınıç. (Bak gene "ç" ile "." aynı anda.)

Püüü, çay koymuştum kendime, unutmuşum, altı da açık kalmış, su da bitmiş altında, mutfağa bi' sıcaklık yayılmış. (Ahahaha lan evi yakıcan.)

Her b*ka da gülüyorun.

Gülüyorun?

21 11 2009

Save for


- Hadi ben çıkıyorum.
- Aman baba dikkat et, öyle etrafında aksıran hapşuran tıksıran falan olursa, it onları, tekme falan uzaklaştır.
- Ehehe.
- İhihi.

[Şiddete meylim vallahi gripten :] ]

19 11 2009

Anlık anne iletileri - sayısını unuttum.

- Zencefilli bal yaptım, bundan sonra her sabah bir kaşık yi'ceksin bundan.
- Bakim, üü ne acayip. Yiyeyim bakim.
- Ye. Her sabah da yenecek bir kaşık.
- Aha yuttum direkt.
- Aferim.
- Ouuu bebek! Yakıyormuş bu.

Yola çıkacakmış gibi bir halimiz vardı...

Dur hatırlamaya çalışıyorum, çünkü unutulacak gibi değildi sabaha karşı gördüğüm rüya.

Bilmediğim bir yerdeydim, hiç bir tanıdık bina, hiç bir tanıdık sokak yoktu. Yalnız değildim ama, ailemle beraberdik, gerçi hiçbirinin yüzünü görmüyordum ama orada yakınlarımda olduklarını farkediyordum.

Yola çıkacakmış gibi bir halimiz vardı, neresi meçhul. Eski bir köşke geldik. İki sokağın kesiştiği köşe bir yerdeydi. Büyük bahçesinin iki kapısı vardı, iki sokağa bakan. İlkinden girince karşıma bir mezar çıktı, üzerine basacakken durdum, etrafından dolaştım. Sağa doğru baktığımda büyük kahverengi tonlarında bir bahçe vardı. Bahçenin de ucunda diğer sokağa açılan bir kapı.

Kafamı kaldırdığımda üzerimden gökyüzüne yükselen uzun bir bina gördüm, yine kahverengi tonlarında, eski, panjurları tahtadan, çamlarından bazıları kırık, 3 katlı. Kapısına doğru ilerliyordum.

Evin kapısından girdiğimde sıraya dizilmiş konuşan kediler karşıladı beni. "Hoşgeldiniz" diyorlardı, sanki bizi bekliyor gibiydiler. Uzun bacakları ve uzun kulakları vardı. Kulaklarının uçlarında da püskül gibi tüyler. Nazik bir şekilde eve buyur ettiler. Birisi de üstümdekileri aldı. Merdiven vardı üst kata çıkan, bir kadın iniyordu aşağıya. Konuşmadan geçti gitti yanımdan.

Ama evde fazla durmadım, çünkü yola çıkacakmış gibi bir halimiz vardı. Ama yakınlardan otobüs geçmediğini söyledi kedilerden biri, bizi en yakın otobüs durağına götürecekti.

Yola çıkacakmış gibi bir halimiz vardı, ama uyandım.

Ve bu rüyaya en güzel fon olacak şarkı geliyor...

Geldi.

18 11 2009

Muhtemelen

Entegrasyon problemleri yaşıyorum genelde [Bu kötü bi'şey mi?]
Öyle hemen her yere ayak uyduramıyorum [Bu kötü bi'şey mi?]
Belki de istemiyorum öyle fazla [Bu kötü bi'şey mi?]
Çabuk sıkılıyorum [Bu kötü bi'şey mi?]
Mütemadiyen [Muhtemelen]

Arıntay

goes off
cuddles in the kitchen
argumentative
i'm in trouble again
i was late
state
clearly do.



Oh, i'm in trouble again, aren't i?

17 11 2009

Hastalandım da duruyorum öyle bakıyorum

Sevgili günlük, kafam üçmilyonbeşyüzbin yeminle.

Hastalandım kahretsin.
Sen tam bir eşşeksin.
Çünkü o gözlerle,
Bir insan olamazsin.

Gribal enfeksiyonlara geldim. Mevsimsel olduğu konusunda hoş tahminler var. Antibağyotik tedavisi olup, periyodik aralıklarla öksürüyorum. Ateşim yok, sigara kullanmıyorum. Kafam arada bir dönüyor da, ekseni etrafında dönmesini tam 27 buçuktan 28 dereceyle yapıyor ki, mevsimlerim oluşuyor.

Bak bak ne geliyor... Potion yaklaşıyor...

[Acayip, ne şarkılar yapıyorlar birader, ne kafa var insanlarda]

16 11 2009

Bazen netbook yiyorum

Sevgili günlük, hani demiştim ya sana netbook'umla aramızdaki aşkı tarif etmem imkansız diye, işte şimdi sana biraz kendisinden bahsedeceğim...

[Bak bu öyle bildiğin inceleme yazılarına benzemez, hişşş]

Bundan bir hafta kadar önce ulaştı netbook. Adı "Asus 1005HA Seashell". [Önce 1008 mi olsun diye çok düşündük ama bu oldu. kısmet işte bazı şeyler.]

Teknik özelliklerini her yerde bulabileceğiniz için size duygusal özelliklerinden bahsetmek istiyorum. Çünkü aslolan duygulardır.

Öncelikle gerçekten sevimli bir duruşu var. Bakın mesela şu resme bakın, sanki ufacık tefecik içi dolu turşucuk gibi. Evet beyaz aldım. Üzerinde 3 tane E harfi var, "Eee yani" der gibi. [Ulan bir de cool, bak bak bak...]
Bakın mesela boyunun kıyaslaması yapalım, o yanındaki harici disk, siyah olan. [Aaa ulan bayağı küçükmüş.] Yukarıdaki de klavye, şu backspace'i bozuk evet bildin. Atacağım yakında yoldan geçerken uyuz olduğum birinin kafasına kafasına.

Neler yaptım neler... Bilgisayarı açınca otomatik olarak windows kurulumuna geçiyor. Xp home. GOM Player kurdum, Memento'yu izledim harici diskten, gayet akıcı, hiç sorun çıkarmadı. Blogdaki müzikleri dinledim, media player'da şarkı dinledim, hiç sorun çıkarmadı. Kablosuz ağ bağlantısı bulmakta başarılı. İnternet sitelerinde rahatlıkla geziliyor. Sessiz mi sessiz. arada bir içinde minik bir fan var o bir celalleniyor, fııırrrrrrrr diye bir dönüyor. sonra sakinliyor gene. Manyak mıdır nedir?


Evet yedim. İnsanın ağzına girebilecek kadar ince. O yanındaki çızıkların arkasında bir fan var işte, fırrrr diye bir dönüyür biraz sıkılınca, öyle darlanmalara gelemiyor.

Çoklu dokunmatik taçped'i var. [Touchpad] internet sitelerinde falan iki parmağınızla aşağı yukarı sürttükçe scroll yapıyor. parmaklarınızı köşegen açıp kapattıkça sayfayı büyütüp küçültüyor. Kullanımı rahat. Zamanla alışılıyor. Zaten alışkanlıklardı hayat.

Şimdi kendisini fazla ifşa etmiyorum, ve kendisine son zamanların en en en en en şarkısını armağan ediyorum.

Al sevgili netbook, güle güle dinle. Arctic Monkeeeeyyysssss, senin için söylüyor, "Pretty Visitors"


Ve hadi tamam tüm online ziyaretçilerimize gelsin. [Ama sesi açarlarsa :] ]

Akşam akşam bak şimdi yaa

Günlük, sana bir şarkı ekliyorum ki, of.

Kendisinden yine milyonlarca, hatta ne milyonu trilyonalarca kez özür diliyorum.

Sevgili şarkı, seni bu kadar geç bulduğum için beni affet.
Kendine de dikkat et.

[tabii ki ses]

Ediiiit: Ulen dinledikçe dinleyesi geliyor insanoğlunun.