14 02 2012

Nedir bu rüyaların yapıldığı madde?


Az önce William Shakespeare'den öğrendiğim kadarıyla, "Rüyaların yapıldığı maddeden yapılmaymışız biz." [1]

Daha ne kadar çok öğrenecek şeyimiz var ve ne kadar çok yaşayacak...
Benim rüyalarımın yapıldığı madde sensin...
Sevgililer günün kutlu olsun sevgili aşkım. :]

[1]: Link

09 02 2012

bir berber bir klavyeye neler demiş...

Sevgili günlük, n'aber?

Ben yeni klayve aldım, pardon klavyew aldım, pardon klavyte aldım, olmadı, klayve aldım, hayır klavye aldıum. Evet klavye aldım, onu deniyorum.

Gördüğün gibi henüz alışamadım.

Saygılarımı sunuyorum.

Deneme deneme, ses, ses, 1 2 1 2 , çekoslovakyalılaştıramadıklasrımızdan mısınız? çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız*, çekoslovaklyalılaştıramadıklarımızdan mısınız? çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız? çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız? çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız?

üç tas has kayısı hoşafı, bir berber bir berbere gel beraber bir berber dükkanı açalım demiş, berberistanda demiş ama, ki öyle bir yer yok aslında, berberistan diye bir yer yok yani, en azından ben duymadım, belki de vardır. Baktık, varmış. [1]

bir kartal bir kartala bre kartal dal sarkar kartal kalkar kalk kartal kalkar karkar kartal kartal kar kartar, dal sarkar kartar kartar, kartar partar kar tarkar, al bu takatukaları takatukacıya takatukalatmadan kartar kartal dal kartar.

Evet henüz daha alışamadım klavyeye. :]

[1]: Berberiler, bugünkü Mısır, Libya, Tunus, Cezayir ve Fas'ı içine alan Kuzey Afrika'nın bilinen en eski yerli halkıdır. (Bakınız: link)

02 02 2012

adamlara gel!! :]

Ahahaehehehihihihuhuhu, hatta asdfghjjkl, hatta ve hatta hairhuaa :]]

Lan olm evgili günlük, pardon sevgili günlük, bu ana haber bülteninde çok komikli şeyler vardı bugün...

Yorgun argın işten gelmiş, iş üstümü başımı değiştirip üstüme ev üstümü başımı giymiş, televizyonun karşısına yayılmıştım. Televizyondaki o hengameli koşuşturma ve insan bağırışları arasında beni kahkahalara gark eden diyaloglarla karşılaştım.

Şimdi efenim, meclis olayları falan aslında, bir tüzük mü ne varmış, onla ilgili grup başkan vekilleri falan böyle hararetli hararetli ellerini kaldıra kaldıra, parmaklarını havalara kaldıra kaldıra medeni bir şekilde tartışıyorlardı. "Amaan" dedim "ne kadar sıkıcı", ne kadar medeni tartışıyorlar, şöyle bir kavga mavga çıksa da izlesek" falan dedim, ama çıkmadı.

O arada meclis başkanı, bir gruba doğru seslendi, arkasında ayaklanan milletvekillerini kastederek, "Efenim adamlarınıza söyleyin de otursunlar, medeni medeni konuşuyoruz burada, lütfen medeniyeti bozmayalım" gibisinden bi'şeyler dedi.

Abaooow!!! şimdi bu böyle "adamlar" falan dedi ya, sen misin öyle diyen, bi celallendi herkes.

Başkan başladı bağırmaya; "Efenim onlar adam değil!! Onlara adam diyemezsiniz. Milletvekili onlar" diye, o arada kendisine "adam" denen kişilerden birisi de başladı veryansına; "Siz bana adam diyemezsiniz, adam değilim ben milletvekiliyim" dedi. :]] [kıhkıhkıh, len amma güldüm.]

Sonra meclis başkanı da tabi medeni bir şekilde hemen özür diledi, "Size adamlar diye hitap ederken başka bir kastım yoktu" falan dedi. Oh her şey tatlıya bağlandı.

Şu siyasetten zerre kadar hazetmeyen biri olarak çok içerledim kendime, bu kadar eğlenceli olduğunu bilsem valla izlerdim sürekli takip ederdim. :]] [Kıkıkıkı]

27 01 2012

Dilbilgisi üzerine bir öznelleme

Sevgili günlük, bugün seninle pek çok öğrenci insanının, özellikle ilkokul, ortaokul [lan ortaokul mu kaldı], lise ve belki üniversite ve hatta yüksek lisans mezunu olup da bir türlü "yahu her şeyi anladım da o özne ne oluyor özne?" diyen o sessiz kalabalığın dertlerine derman olacağız. Konumuz dilbilgisinde özne kavramı. Mesela şu cümleye bir bakalım;

"Dün akşam itibariyle yurda girmesi beklenen soğuk hava girdi."

Nedir efenim bu cümlenin öznesi?

"Valla özne mözne bilmem de soğuk hava bize sağlam girdi" dediğinizi duyar gibi oluyorum. Gerçekten de öyle. Mesela bugün kendisine soğuk hava giren bir kaç kişi gördüm, karla kaplı kaldırımlarda zorlukla ayakta durmaya çalışırken, böyle içim ürperdi. Ve o anda farkettim ki aslında kaşık yok. Gözlerinde donuk bakışlar ve bembeyaz tenleriyle birer zombiden farksız gibiydiler. İşte soğuk girdi mi böyle girer. [O kadar dedik, kapıları kapatın vakit varken diye, peh peh breh.]

Neyse, konumuza dönelim, cümlemizin öznesi şudur: "Dün akşam yurda girmesi beklenen soğuk hava". [Hiç şaşırma öyle]

Bir "süper belirtili isimli sıfatlı über özne" olan bu kelimeler takımına bakıp da, "zuhahahaşimatsu!! Böyle özne mi olur leyn?" demeyin, gülmeyin, hor görmeyin. Azıcık kitap falan okuyun.

26 01 2012

Kar geldiği söyleniyor...



Sevgili günlük, yarın geceden itibaren yurda girmesi beklenen soğuk hava dalgası karşısında önlem almak için hala geç kalmış sayılmayız.

Kapatsanıza kardeşim kapıları!!!

:] kıkıkıkı, aman ne komik. O değil de şimdi sevgili günlük, bizim iş yeri, yani benim çalıştığım yer, ben ofis diyorum, yazının bu dakikasından sonra [bu dakika ne demek lan] iş yerinden ofis olarak bahsedeceğim, bizim ofis sanki dağda. Dağ diyorum bildiğin dağ yani, İstanbul'a yağmur yağdığında bizim ofisin oralara kar geliyor kar geliyoor. aneey, kar geliyor kar geliyorr vay dağlar dünya bana dar geliyoor amaney.

Neyüse, Cuma günü İstanbulluları büyük bir rafik çilesi bekliyormuş gibi geliyor bana. Rafik değil trafik.

24 01 2012

#seksenler aslında iyiydi... Ama,

Sevgili günlük, bugün #seksenler isimli diziyi izledim TRT'de. Gerçekten hoş ve bir o kadar da eğlenceli bir dizi, bize unuttuğumuz güğümleri, duvardaki alçıdan yapılmış köylü kızı heykellerini, merdaneli çamaşır makineleri falan hatırlattı, gülümseyerek izledik. [Bu arada o merdaneli makineye sıkışan elden daha hayır gelmez, ama neyse çok takılmadık oralara] ama, ama aslında, daha önemli olan...

Daha dizinin ilk dakikasından itibaren #hashtag'larla, izleyicileri twitter'a yönlendirmek de ne oluyor efenim. Sanki twitter'la doğdunuz [@birolguven 'in deyimiyle] amk. Yok "#seksenler 'deki bilmemneniz neydi", "yok #seksenler 'deki bidbidleriniz fitfit miydi?" gibisinden yönlendirmeler bana hoş gelmedi.

O ilk andaki saf #seksenler olgusunun içine vıcık vıcık ticari bir olgu kattığınız için sizleri asla affetmiyiciğimmm... [hıçkırarak arkasını döner ve çıkar...]

Ben samimiyetten uzak buldum. [kişisel fikrim ulan sana ne! :] ] Sanki sadece kitle oluşturmaya yönelik ve hatta sadece rating ölçmek istercesine kullanılıyormuş gibi geldi. Diziyi izlerken "hani seksenlere gitmem gerekirken", sürekli sağ alt köşeden armut gibi zıplayan twitter baloncuğu ile günümüzden bir türlü kopamadım. [Ühüü valla ağlıyciğim...]

Sosyal medya diktelerin olmadığı yönlendirmelerin olmadığı zamanlar daha güzel. Güya özgürlük... Hepimiz artık ticari olarak yönlendirilen birer varlık olduk. Sosyal medya yavaş yavaş sadece yalnızların ve ticari kaygıların mecrasına dönüşüyor gibi geliyor bana yoksa şüphen mi varr, karteel bir numara, büyük geldi bana... Neyse işte...


izlendiğimi varsayıyorum


Çok gizemli bir grup tarafından izlendiğimi varsayıyorum... :]] :P

Bana bakın len, alacakaranlıkçılar mısınız nelersiniz, hey heey... Biz "Alacakaranlık Kuşağı"nın çocuklarıyız. Başka alacakaranlık tanımayız. Önümüze gelene yüz tekme.

Her ne kadar çok hatırlamasam da...

Öyle yani, ona göre...

uzak bağlantı

Sevgili günlük naber ya, olm karnım ağrıyor lan, acaba bi'şey mi oldu, lan olmasın bi'şey. Nayııır, nolamazz...

Neyse, şimdi şöyle bakıyorum da hiç uykum yok, bakayım, aa valla yok lan uykum, uyuyamıyorum resmen, aslında yatsam uyurum gibi geliyor bana yoksa şüphen mi var, karteeel.

Değişen çalışma koşulları ve global konjonktürün getirdiği konstrüktif iş yapısı nedeniyle altta kalanın canı çıksın misali çok çalışıyoruz lan biz. Tabi fena mı, değil. İş olsun. İş önemli. Ama eş de önemli. Aş da önemli. Aradaki o herkesçe bilinen hassas dengenin kurulması için bazı bazı kararlar alıyorum. Hop, aldım. Yarın iş yerindeki amirlerimden birisine gitcem diycem, abi diycem, ben de diycem, uzaktan bağlanmak istiyorum diycem. Yakinen bağlandığım bir sevgilim var diycem, uzakta kalamam diycem, uzaktan uzaktan bağlanıp mesaileri evden evden yapıcam diycem, Türkçe'yi de katledicem böyle hep diycem miycem diycem. O da al diycek git diycek.

Lan olm uyumam lazım benim.

Bir video bir müzik

"Bir video bir müzik" isimli uzun zamandır yapmadığımız bölümümüzle sizlerle birlikteyiz sevgili youtube'severler.

Aşağıdaki şu nadide eseri az önce sevgili kardeşim Ferhat'ın yönlendirmesiyle gördüm, bu nedenle kendisi ve sevgili eşi Yonca için geliyor :]


töbe töbee :]

Olm her seferinde şu blogu açtığımda üst tarafta "ücretsiz blogunuz bıdıbıdı" yazısını, "üzgünüz, blogunuz bıdıbıdı" şeklinde okuyup, bir kaç saniyeliğine "anaaam n'oldu lan bloga, lan! n'olmuş olm bloga, gitti mi lan blog?" gibisinden saçma psikozlara giriyorum. Manyak mıyım neyim, n'olcak lan bloga...